Başkanın Mesajı


Değerli Sorumluluk Gönüllüleri,

Kurumsal Sosyal Sorumluluk konusunda yapmış olduğumuz çalışmaları uzun süredir projelerimiz aracılığı ile sizlerle buluşarak sürdürüyoruz.

Bu süreçte derneğimizdeki çalışmaları da daha yenilikçi formatlarla sizlerle buluşturmayı ve iletişimini arttırmayı da hedefliyoruz. Bu kapsamda geçtiğimiz aylarda CSR – Europe Yönetim Kurulu’na seçilmiş olduğumuz siz değerli paydaşlarımızla paylaşmak istiyorum. Avrupa ölçeğindeki KSS politikalarının geliştirilmesi konusundaki bu rolümüzde sizlerin desteği ile Türkiye’deki KSS uygulamalarının da örnek olması için çalışacağız. Bu konulardaki öneri, proje ve fikirlerinizle ilgili her zaman için benimle serdar.dinler@kssd.org adresimden iletişime geçebilirsiniz.

Yenilenen web sayfamız aracılığı ile her ay sizlerle hem CSR – Europe hem de KSS alanındaki gelişmelerle ilgili görüşmelerimi paylaşmaya çalışacağım.

Bu kapsamda güncel olarak devam eden Tekstil Sektörü için Sorumluluk Projemiz Respect, Karadeniz KSS Network, Amerika Ticaret Odası Afet Projemiz, KSS Pazaryeri 2013 hazırlıklarımız, KSS Sertifika Eğitim Programı, Stratejik KSS Yönetimi Danışmanlığımız, KSS Mevcut Durum Analizi, KSS Avrupa Ödülü, GAP KSS İşbirliği, Amerikan Ticaret Odası KSS İşbirliği, Enterprise 2020, STK günleri, Give&Gain Çalışan Gönüllüğü Projemizin devam ettiğini paylaşmak isterim. Bu projelere katılmak ve daha detaylı için hem web sayfamız aracılığı hem de derneğimiz ile irtibata geçerek daha detalı bilgi alabilirsiniz.

Ekonomik krizinin etkilerinin azalmasıyla birlikte yerini artık yeni çıkış yollarını bulmaya bırakmış durumda. Bu kapsamda Kurumsal Sosyal Sorumluluk yeni bir çıkış yolu olarak Avrupa ölçeğinde öne çıkmaktadır. Bu kapsamda sosyal sorumluluğun gelişini ve hangi eksende değerlendirmek gerekebileceğini aşağıdaki şekilde paylaşmak istiyorum:

İnsanoğlu göçebe, basit yaşarken geçtiği yerleşik yaşam ve sonrası tarım ile uğraşıp fazlasını satmak istediğinde bu yaşam döngüsü başlamış oldu. Ancak tüccarlar bu işin başlatıcısı oldu. Tabii ki işini iyi yapanlar olduğu gibi kötü yapanlar da oldu. Korsancılık yapanlar oldu ama inanın korsanların dahi Code of Conduct’ları – davranış ilkeleri vardı. İyi iş yapan yapmak isteyen tüccarlar tacirler her zaman kendi aralarında örgütlendi iyi iş yapma biçimin koruyan ağlar-birlikler kurdu.

Çok eski yıllardan beri dünyanın en ücra köşelerinin birbirlerine yakınlaşmasını, insanlar ve toplumlar arasında bağlar kurulmasını sağlayanlar hep tüccarlar oldu. Ticaret sadece savaşların ve zenginlik hırsının tetikleyicisi değil, aynı zamanda bilimsel ve coğrafi keşiflerin, sanatın gelişmesinin ve yaşam kalitesinin yükselmesinin de en önemli nedenleri arasında yer alır.

Bu ticaret-tüccarlık-esnaflık ve işini iyi yapanların bir araya gelmesi ile ilgili Türkiye’den çok önemli bir örneğimiz var. AHİLİK.

Ahi kelime kökeni olarak Arapça “kardeşlik” demek ve “akı” kelimesinden türetilmiştir. Akı eli-açık, cömert ve cesur anlamlarını taşır.

AHİLİK 3 pratik işleve dayanıyordu:

  1. Ahilik, tarım dışı bir örgütlenme olarak şehir esnafının mesleki eğitimlerini düzenliyor,
  2. her bir zanaat ürünü için kalite standartlarını belirliyor ve
  3. rekabetin adil koşullarda gerçekleşmesini sağlıyordu

Ahiler, aynı zamanda içinde yaşadıkları şehrin toplumsal ve çevresel sorunlarıyla da ilgileniyorlar, fakirliğin azaltılması için çalışıyorlar, gençlerin eğitimlerini sürdürmelerine yardımcı oluyorlardı.

Ahilerden çok uzun zaman sonra, 2000 yılında, küresel sorunların çözümü için özel sektörün vazgeçilmez bir rolü olduğu düşüncesiyle Kofi Annan tarafından Birleşmiş Milletler Küresel İlkeler Sözleşmesi ilan edildi. Daha önce içerideki koltuklarda devlet başkanlarının oturmalarına alışık olduğumuz Birleşmiş Milletler Genel Kurul Salonuna ilk defa büyük şirket yöneticileri davet edildi.

Ancak bu adımın sadece bir başlangıç olduğu belliydi çünkü eskiden beri gelen bir gelenek, yani işadamları, tüccarlar, sonrada gelen Birleşmiş Milletler gibi bir kurumun kalkınma ile ilgili gündemine dahil oluyordu.

Kofi Annan, o zamanki Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri, şöyle söylüyordu:

“İş dünyasının etkin katılımı olmadan, fakirliğin ortadan kaldırılabileceğini düşünmek ütopyacı bir yaklaşımdır.”

Aslında burada bahsedilen biraz da özel sektörün finansal olarak elindeki güçtü. Ancak bizler özel sektörün aklının dünyanın küresel sorunlarının içinde bulunmasının parayla ölçülemeyecek kadar değerli olduğunu düşünüyoruz.

Durup dururken basit ve fonsiyonel fikirlerden değer yaratabilen düşünce sisteminin insanlığın gelişimi için de çok değerli olduğunu paylaşmak istiyorum. Çünkü tıpkı ahilikte olduğu gibi yapılan işi iyi yapmak ve insanlığı-doğayı korumak adına getirilen standartların çok değerli olduğuna inanıyorum.

Saygılarımla,

Serdar Dinler



Pin It on Pinterest

Share This